Asistan

117 km
Mesafe
600 dk
Süre
4
Durak
Macera dolu iki günümüze Rumkale ile başlıyoruz. Fırat Nehri ile Merziman Çayı'nın birleştiği noktada, sarp kayalıkların üzerinde yükselen bu antik kale, binlerce yıllık tarihin sessiz tanığıdır. Asur, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde stratejik bir kaleler zincirinin parçası olan Rumkale, aynı zamanda İncil'in ilk kopyalarından birinin saklandığına inanılan yerdir. Kalenin tepesinden Fırat'ın turkuaz sularının derin vadiler arasında kıvrılarak aktığı manzara, kelimelerle anlatılmaktan öte yaşanması gereken bir deneyimdir. Sabah kahvaltısında Antep Katmeri'nin kaymak ve fıstıkla buluşan enfes lezzeti, maceraya güçlü bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır.
Rumkale'den tekne ile Fırat'ın muhteşem vadilerine doğru yol alıyoruz. Nehrin her kıvrımında farklı bir manzara sizi karşılar: kızıl kayalıklar, yeşile bürünmüş yamaçlar ve gökyüzünde süzülen kartallar. Tekne turunda kanyonun derinliklerine indikçe, suyun sessizliği ve doğanın büyüklüğü karşısında huşu duyacaksınız. Öğle yemeğinde kıyıya yanaşıp Patlıcan Kebabı'nın közde kızarmış patlıcan ve kuzu etinin muhteşem uyumunu deneyimleyebilirsiniz.
İkinci güne Habeş Kanyonu ile başlıyoruz. Gaziantep'in en etkileyici doğal oluşumlarından biri olan bu kanyon, derin yarıkları ve üzerinden geçen asma köprüsüyle adrenalin tutkunlarının gözdesidir. Kanyonun dibinde akan derenin sesi ve yüksek kayalıkların arasında süzülen ışık huzmeleri, mistik bir atmosfer yaratır.
Son durağımız Zeugma Antik Kenti'dir. Fırat kıyısında kurulmuş bu antik kent, Roma'nın doğu sınırındaki en zengin yerleşimlerinden biriydi. Kazılarda ortaya çıkarılan villa kalıntıları, ticaret yollarının, kültürlerin ve medeniyetlerin buluştuğu bu coğrafyanın önemini bir kez daha ortaya koyar. İki günlük maceraya Soğan Kebabı'nın ince kuzunun soğan yaprağında pişirilmesiyle ortaya çıkan benzersiz lezzetiyle veda edebilirsiniz.
1. Gün
2. Gün
1. Gün

Gaziantep İli, Yavuzeli İlçesi, sınırları içerisinde bulunan Rumkale Merzimen Çayı’nın Fırat Nehri ile birleştiği yerde, dik kayalar üzerindedir.

Fırat, Türkiye’deki en büyük nehirlerdendir. Doğu Anadolu’da bulunan dağlardan süzülen suların çok büyük kısmını toparlar. Binlerce kilometrelik yolculuğun sonunda Şanlıurfa kıyılarına daha sonra Suriye ve Irak’a ulaşır. Nihayetinde Dicle ile birleşerek Basra Körfezi’ne dökülür. Fırat nehri ayrıca bölgeye su ve yaşam da getirir. Batı dillerinde Fırat Nehri, Euphrates olarak geçer. Euphrates adı Yunancadan gelen bir sözcüktür. Uzandığı havza boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
2. Gün

Araban ilçesine 21 km mesafedeki kanyon, Roma Dönemi köprüsü olan Septimus Severus köprüsünden başlar. Habeş kanyonunun güneyinden yüründüğü takdirde bölgeden köprüye gelen Roma yolu görülmektedir; biraz ilerledikten sonra kanyonun U şeklindeki en güzel görüntüsünün olduğu noktaya varılır. Aynı bölgenin kuzeydoğusunda üst bölgedeki Hitit Kabartmasının olduğu kaya görülmektedir.

Zeugma, Fırat Nehri üzerindeki stratejik geçit noktasında kurulmuş önemli bir askeri ve ticari merkezdir. Hellenistik Dönem’de Selevkos Kralı I. Seleukos Nikator tarafından kurulmuş, adını “geçit” anlamına gelen Zeugma kelimesinden almıştır. Kent, Roma döneminde doğu sınırında önemli bir askeri üs haline gelmiş ve özellikle İ.S. 2. yüzyılda en zengin dönemini yaşamıştır. İ.S. 253 yılında Sasani Kralı I. Şapur’un saldırısıyla büyük yıkım geçirmiştir. 1993–2003 yılları arasındaki kazılarda çok sayıda villa ve ünlü taban mozaikleri ortaya çıkarılmıştır. Mitolojik ve günlük yaşam sahnelerini betimleyen bu mozaikler, Zeugma’yı dünya kültür mirası açısından önemli bir merkez haline getirmiştir. Antik kentin bir bölümü, 2000 yılında Birecik Barajı’nın suları altında kalmıştır. Kazılar halen devam etmektedir.